Scroll to top
Back
KORUMA MASTERPLAN PEYZAJ REKREASYON

Rami Kütüphanesi

  • ŞEHİR:

    İstanbul

  • ALAN:

    78.000 m2

  • YIL:

    2022

  • MÜŞTERİ:

    Kültür Turizm Bakanlığı

  • ÖDÜLLÜ PROJE:

    Ulusal Peyzaj Mimarlığı Ödülü

  • ÖDÜLLÜ PROJE:

    Mimarlık Yıllığı Seçkisi

Scroll

Arazi Analizi

İlk arazi analizimizde, alanın dört eşit parçaya bölünmüş, adeta zamana karşı yorgun düşmüş bir topografyayla karşılaştık. Bir parçada futbol sahası, diğerinde otopark; ancak asıl dram, diğer iki parçada yaklaşık bir metrelik bir kot farkı yaratan, hafriyat ve moloz yığınlarının oluşturduğu büyük yığınlardaydı. Bu durum, sadece görsel bir kirlilik değil, aynı zamanda alanın ruhunu da derinlemesine yaralalıyor gibiydi.

Arazinin çevresindeki kuru gıda hali, bu terk edilmişliği daha da belirginleştiriyordu. Metruk kalan kışla binası ise bu dramatik tablonun en acımasız tanığıydı; yaklaşık üçte biri ayakta olsa da, giriş kotları bir metre kadar çöp yığınlarının altında kalmıştı. Bu manzara, arazinin sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel belleğinde de ne denli derin yaralar taşıdığını gözler önüne seriyordu. Bu, bir harabeden öte, bir mimari çığlıktı; yeniden doğuşu bekleyen, sessiz bir yakarış.

Bellek ve Dönüşüm

250 yıllık askeri yapı stoğu, çok işlevli kültür kampüsüne evrilirken; mimari müdahale yalnızca fiziksel bir iyileştirme değil, kent belleğine yeni bir katman kazandırma eylemi olarak kurgulandı. Kütüphane programı, geçmişin hiyerarşik kurgusunu çağdaş bir kamusal akışa dönüştürerek, süreklilik içinde dönüşüm fikrini mekâna işledi.

Lineer yapı dizisinin ortasında konumlanan açık alanlar, kullanıcıların gündelik pratiklerini çeşitlendirecek yeni deneyim yüzeyleri sunarken; bu geçişim, yapının taşıdığı tarihsel hafızayla diyalog halinde gerçekleşti.

Avlu Yeni Başlangıç

Kışla tipolojisinin tanımlı iç avlusu, kültür odaklı bir kent parkına dönüştürüldü. Topoğrafyadaki müdahalelerle elde edilen mikro peyzaj alanları, hem kentlinin gündelik kullanımı hem de mekânsal sürpriz etkileri açısından özgün bir açık alan kurgusu oluşturdu.

Dört ana girişin yönlendirdiği dolaşım omurgası, çok merkezli kullanımlara zemin hazırlarken; her bir alt mekân tanımı sosyalleşme, öğrenme ve dinlenme gibi farklı kamusal ihtiyaçlara karşılık vermektedir.

Gömülü Mimari

Ulusal Arşiv Binası, tarihi silueti bozmayan, araziyle bütünleşik bir formda avluya gömülerek tasarlandı. Görünürlüğünü peyzaj içinden alan yapı, merkez aks üzerindeki konumuna rağmen geri planda kalmayı başararak, fiziksel baskı kurmadan kamusal sürekliliği destekliyor.

Gezilebilir yeşil çatısıyla, yapı kabuğu bir üst kot kamusallığı öneriyor. Böylece mimari yalnızca bir kütle değil, aynı zamanda doğayla kurulan deneyimsel bir yüzey haline geliyor.

Peyzajla Akan

Avlu içi dolaşım ağı, doğal zeminle uyumlu, yapay müdahaleden arındırılmış toprak yollarla tanımlandı. Bu geçişkenlik, kullanıcıyı her adımda farklı bir işlevle karşılaştıran, ritmik ve keşif temelli bir mekân kurgusuna dönüştürüyor.

Biyolojik gölet, koruluk altındaki serbest oturma alanları, yeşil amfiler ve tematik çocuk oyun kurguları; hem ekolojik döngüyü besliyor hem de her yaş grubuna hitap eden çok katmanlı bir peyzaj deneyimi sunuyor.